Bu Yazıda Neler Okuyacaksınız?
Seçim Paradoksu ve Reçel Deneyi
Deneyde araştırmacılar bir markete gidiyorlar ve iki ayrı stant kuruyorlar. Birinci standa 24 tane farklı reçel diziyorlar. İkinci standa da 6 farklı reçel diziyorlar. Deneyin sonunda hangi stantta daha fazla reçel satılacağını gözlemliyorlar.

Günümüzde istediğimiz gibi bir partner bulamamızın nedenlerinden bir tanesi de seçim paradoksu. Bu konuda çok güzel bir deney yapılıyor ve günümüzde seçim paradoksunun eş seçimi konusuna etkisi gözler önüne seriyorlar.

Seçim paradoksu deneyinin sonunda, beklenildiği gibi 24 tane reçelin olduğu standa ilgi biraz daha yoğun oluyor yani daha fazla kişi bu standın önünde duruyor. Çünkü oldukça fazla reçel çeşidinin olduğu bir stant, daha çok ilgi çekicidir değil mi? Böyle de oluyor. Yaklaşık 100 kişiden 60’ı bu standın önünde duruyor. Peki daha az reçel çeşidinin olduğu stantta ne oluyor dersiniz? 6 reçelin olduğu stantta da 100 kişinin 20’si duruyor.

Buraya kadar her şey beklenildiği gibi değil mi? Ama daha sonra ne oluyor? İş, karar ve satın alma sürecine geldiğinde işte o zaman durumlar değişiyor. 24 reçelin olduğu standa gelenlerin sadece %3’ü reçel satın alıyor. Ama 6 tane reçelin olduğu standa gelenlerin ise %30’u reçel satın alıyor.
İsterseniz burada basit bir hesap yapalım.
60 x %3 = 1.8 kişi
2 kişi bile değil. Ama diğer tarafta 6 farklı reçelin olduğu grupta;
20 x %30 = 6 kişi
Yani bir tarafta 100 kişiden 2 kişi bile reçel satın almazken diğer tarafta 100 kişiden 6’sı reçel satın alıyor.

Seçim Paradoksu Nedir?
Seçim paradoksu bize şunu söylüyor: İnsanlara sunulan seçenekler ne kadar artarsa, onların karar verme ihtimali de o kadar azalır. Ve yine karar verme ihtimalleri arttığı ölçüde, duydukları kaygı da artar.
Seçim paradoksu hem eş seçiminde hem alışverişte hem de hayatın diğer alanlarında kararlarımızı oldukça derinden etkileyen bir paradoks. Daha çok seçeneğin olduğu yere doğru çekiliriz ama o seçenekler bizim karar verme yetimize ket vurur.

Birçok eş adayı arasında, birini seçip karar vermeye çalışan bir insan, bu kararı kolay kolay veremez. Alacağı bir ürünün birçok çeşidini gören birisi, daha az seçenek gören birine göre daha az satın alır. Seçim paradoksunun etkisi hayatın her alanında karar vermeyi etkileyen bir paradokstur.
Eskiden Evlilik Neden Daha Kolaydı?
Eskiden dedelerimiz ve ninelerimiz ilişkiler konusunda çok da fazla seçeneğe sahip değillerdi. Reçel deneyinde olduğu gibi, eşlerini seçerken daha az seçenek arasından eleme yapıyorlardı. Ama şimdi biz karşımıza çıkan insanları sınırsız seçenekler havuzunda birçok insanla karşılaştırıyoruz.

Eskiden insanlar, karşılarına hoşlarına giden birisi çıktığında, onu hayatının kadınını, hayatının erkeği olarak görebiliyorlardı. Peki şimdi nasıl görüyorlar? Günümüzde, eğer hoşunuza giden birisi karşınıza çıkarsa siz, “Ben bunun daha iyisini bulabilirim” diye düşünüyorsunuz. Bu da sonsuz seçenekler havuzundaki kişileri, kendi fantezi dünyanızdaki mükemmel kişiyle karşılaştırmanıza neden oluyor ve mükemmele karşı, karşınıza çıkan iyiler hiçbir zaman kazanamıyor.

“Mükemmel İyinin Düşmanıdır!”
Seçim paradoksu deneyinden almamız gereken ders şu: Çok fazla seçenek aklımızı bulandırıyor ve karar mekanizmalarımızı etkileyerek, iyi seçenekler lehine karar vermemizi engelliyor. Dolayısıyla, muhtemel iyi bir eş ile mutlu bir ömür geçirmek yerine, o ömrü mükemmel eşi arayarak geçiriyoruz.

İsterseniz yazımızı mükemmel ve iyiler konusunda ünlü filozof Voltaire’in şu sözüyle bitirelim. Voltaire şöyle diyor:
“Mükemmel iyinin düşmanıdır.”
Gökhan Kösem
Dingin Yaşam Gnothi Seauton | Kendini Bil